Engel Değil

Ali 12 yaşında heyecan dolu bir çocuktu. Yaşıtlarına göre atletik ve çevik bir yapısı vardı. Futbol oynamayı çok seviyordu. Futbolda çok başarılıydı. Babası da geçen hafta onu mahallenin futbol takımına göndermeye başlamıştı.

Ali iyi oyunu ve sağlam karakteri nedeniyle takım arkadaşları tarafından kısa sürede çok sevilmişti. Hayatından çok memnundu.

O gün babasının kendisine yeni aldığı bisikletle dolaşıyordu. O kadar sevinçliydi ki etrafındaki hiçbir şeyi görmeden bisikletini kullanıyordu. O an olanlar oldu. Ali yoldan karşıya geçerken kendisine doğru gelen arabayı son anda fark etti. Panik yapıp kendisini yere attı ve düşünce hızla gelen araba Ali’nin ayağını ezdi.

O günden sonra Ali hayata küsmüştü. Sağ ayağını kaybetmişti çünkü. Artık eskisi gibi gezemeyecek. Futbol oynayamayacak. Koşamayacak hatta eskisi gibi yürüyemeyecekti bile. Adeta hayata küsmüştü. Kimseyle konuşmak istemiyor sürekli ağlıyordu.

Ali’nin çok sevdiği bir amcası vardı. Mustafa amcası Ali’nin hayatta en çok sevdiği insandı belki de. O da Ali yi çok severdi. Ali önce amcasıyla da konuşmak istemedi. Fakat sonra amcası ısrar edince dayanamadı. Amcası ‘ Aliciğim hayatta hiçbir şey hiçbir şey yapmaman için bir engel değildir.’ Dedi. Ali ‘ ayağının olmaması futbol oynamak için bir engeldir ama amca ‘ dedi. Amcası ‘ Peki Ali’ciğim sen dünyanın en iyi bestecisi olan Beethoven’in işitme engelli olduğunu, hatta son bestelerini yaparken tamamen sağır olduğunu biliyor musun. Görme yetisi olmayan Erik Weihenmayer adında bir dağcının dünyanın en yüksek dağı olan Everest e tırmandığından haberin var mı peki? Doğuştan bir elini kaybetmiş olan Jim Abbot Amerika’nın en büyük takımlarında beysbol oynayarak en sevilen beysbolculardan biridir olmuştur. Ankara da halen yaşayan Eşref Armağanın yaptığı resimler dünyanın birçok yerinde sergilenmeye devam etmektedir. Yani Ali’ciğim demek istediğim ayağının olmaması senin hiçbir şey yapmamana engel değildir. ‘ dedi ve odadan ayrıldı.

Ali amcası odadan çıktıktan sonra onun dediklerini çok düşündü ve Amcasının haklı olduğu kanısına vardı. Ne şekilde olursa olsun mücadele etmeye ve çalışmaya devam edecekti.

Ve 10 yıl içerisinde Ali’nin mücadelesi  azimle çalışması meyvelerini vermişti. Ali amcasıyla konuşmasından kısa süre sonra parelimpik futbol (engelliler futbol ) oynamaya başladı ve çok geçmeden milli takıma seçildi. Şimdi ise son dünya şampiyonasında rakiplerini yenmeye başlamışlar ve kaptanı olduğu milli takım şampiyonluğu doğru ilerliyordu. Ali ise 12 yaşındaki ilk heyecanlı ve mutlu günlerine geri dönüyordu artık. Çünkü hiçbir şey insanın yapacaklarına engel değildi…

Mehmet Akif ULUDAĞ / Türkçe Öğretmenliği

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here