Nedir deneme? Ortaöğrenim edebiyat kitaplarından, edebiyat ansik­lopedilerine kadar her yerde değişik tanımlara rastlarsınız.

Bu tanım zenginliği, aynı zamanda karmaşıklığı, denemenin özünden geliyor. De­neme deyip de belli bir tanımın gölgesine sığınmak olası mı? Edebi de­neme var, felsefi deneme var…

Deneme sözü, çoğu bir düşünce zengin­liğini içeriyor, kimi zaman da düşünce savrukluğunu. Bazılarına göre deneme hep akim denetimi altındadır, bazılarına göre de denetim kabul etmez bir türdür deneme.

Denemedeki duyarlık tadını hiç düşündünüz mü? Düşünceler yumağına yumuşaklık veren, onun tadını sağlayan duyarlık olmasın sakın.

Füsun Akatlı’nın Yaz Başına Neler Gelir adını taşıyan denemeler ki­tabını okuyunca, denemede duyarlığın oranını, gerekliliğini düşünmeye başladım. Akatlı, söz oyunlarına, birikim cambazlıklarına sığınıp dene­meyi bir gösteri sanatına dönüştürmemiş, bize bir kitabı, bir yazarı, şairi deneme yoluyla sevdirmiştir…

Ben denemenin böylesini sevmişimdir hep. Üstten bakmadan, okura ‘bak ben senden fazla bildiğim için bu diskurları geçme hakkını ken­dimde görüyorum demeden gerçekten bir şey söyleyenini.

Yaz Başına Neler Gelir, denemesinde her denemeci gibi Akatlı da işi­nin tanımını yapmadan edememiş:

«Denemeye hayatı bilerek yaklaşırsak (edebiyatı diyecektim), onu kü­tüğe geçirmek yerine çok daha isabetli bir iş yapabiliriz. Denemeyle hayır’larımızı torpilleyebilir, ‘evet’lerimizi sınayabilir, ‘belki’lerimizi bileye­bilir, özgürleşebiliriz…»

Füsun Akatlı’nın bazı denemeleri bir düzyazı şiir niteliğindedir.

Denemelerdeki duyarlılık, bir yazıyı, bir şiiri bize sevdirmenin en has bağlantısı mıdır? . Yoksa denemenin disiplini biraz da aklın sınırına mı girmektedir?… Edebiyatın yaşama geçmesi sözünü kullanır dururuz. Samrım bu aracılığı en iyi başaran deneme türüdür. Bu durumu, bir yaşam kesidini anlatırken okuduğunuz kitaplardan bölümler, belleği-nizdeki dizeler sökün edip gelirler. Otelde kalmayanımız yoktur ama oteller üstüne bir deneme yazarsanız Akatlı gibi Edip Cansever’in dize­lerini anımsar mısınız: «Oteller, oteller, o bakımsız suçluluğum be­nim…»

Füsun Akatlı*uın denemeleri birçok denemecimizde olduğu gibi bir zihin jimnastiği değil, dil ipi üstünde yapılan düşünce cambazlıkları hiç değil, onun denemeleri, yaşamdan yola çıkılarak yazılmış ürünler.

Kimi kavramları ne çabuk yadsıyıveriyoruz, kimi duyguları şıpın işi çağ dışı bırakıyoruz. Edebiyat denilen zenginliği de gittikçe yoksullaştırıyoruz. Byron’u Bedbaht Eden Melali Anlamayan Nesle Aşina Değilim denemesinde “yazın adına, sanat adına” koşullandırılmanın acısını du­yuyor Akatlı:

«Kavga, direniş, öfke, kin, isyan, savaşım, kan, barut, pranga, kelep­çe, panzer, mavzer olacak şiirde ama ille de melal olmayacak, hüzün ol­mayacak, umutsuzluk olmayacak, yılgınlık olmayacak, ‘toplumsal’dan kaynaklanmayan mutluluklar, ‘toplumsal’dan kaynaklanmayan acılar ve isyanlar olmayacak.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here