Ana sayfa Blog 15.12.2015 Dikkat! Giderek Şişmanlıyoruz

15.12.2015 Dikkat! Giderek Şişmanlıyoruz

150
0

Dikkat! Giderek Şişmanlıyoruz

Yemek sektörü günlük yaşam koşuşturmasına paralel olarak değişimler gösteriyor. O kadar yoğun bir koşuşturma içinde yaşıyoruz ki, yemek yemeye bile zor vakit ayırıyoruz. Hal böyle olunca, yemek yeme alışkanlıklarımız da giderek değişmeye başladı.

Zamanın çok değerli olduğu bu yeni dünyamızda, iş yükümüz ve yoğunluğumuz o kadar fazla ki, yemek molalarımız da minimum seviyeye inmiş durumda. Yemek yerken mümkün olduğunca hızlı olmalıyız. Bu nedenle yeni yeme alışkanlıklarına kendimizi fazlasıyla kaptırıyoruz. Fastfoodlar hayatımıza tamamen girmiş durumda. Hem ucuz, hem doyurucu hem de çabuk hazırlandıkları için, dar vakitlerimizde fastfood yemeyi tercih ediyoruz. Ancak fastfoodlar, sağlığımızı tehdit ediyorlar. Yüksek ve kalitesiz yağ oranlarının olması, hem kilo almamıza hem de kalp ve damar hastalıklarına yakalanmamıza neden oluyorlar. Dengesiz ve ağır besinlerle beslenmek artık hemen hepimizin alışkanlığı olmuş durumda. Gün içerisinde o kadar yorgun oluyoruz ki, ayaküstü bir şeyler atıştırmak bize büyük kolaylık sağlıyor. Oysa bu zararsız gibi görünen alışkanlık nedeniyle giderek obez oluyoruz. Artık günümüzde 10 kişiden 7si obeziteye yakalanmış durumda. Obezite, fazla kiloya neden olan bir rahatsızlık. Sağlıksız beslenme yüzünden sadece yetişkinler değil, artık küçük çocuklar bile bu hastalığa yakalanmaktalar. Obezitenin giderek artması, Sağlık Bakanlığını da harekete geçirmiş durumda. Sağlımızı çok ciddi şekilde etkiliyor olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı obeziteyle mücadele için çalışmalar yapmaya başladı. Hastanelerde, obeziteye karşı birimler oluşturuldu. Amaç, bireylere sağlıklı beslenmenin öneminin anlatılarak obezitenin önüne geçmek.

Aşırı kilolardan kurtulmak için öncelikle yeme alışkanlığımızı değiştirmemiz gerekiyor. Hazır yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durmak çok önemli. Mümkün olduğunca evde yemek yemek gerekiyor. Fastfoodları ise hayatımızdan çıkarmamız neredeyse bir gereklilik. Hayatımız her ne kadar hızlı olursa olsun, yemek yemek için zaman ayırmamız gerekiyor. İş yerinden hiç ayrılmadan yine masa başında yemek yemek de sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Gün içerisinde hareket etmemiz çok önemli. Böylece kalp ve damar hastalıkları riskini en aza indirebiliriz. Eğer aşırı kilolarınızdan kendi çabalarınızla kurtulamıyorsanız, bir uzmana danışmanızda fayda var. Neler yemeniz ve neler yememeniz gerektiğini anlatan listeler ise harfi harfine uymanız gerekiyor. Daha sağlıklı yarınlar için, yeme alışkanlığınızı mutlaka değiştirin.

En Değerli Varlığınız Sağlığınız

Tüm gelecek planlarımız, isteklerimiz hep sağlıklı olursak eğer üzerine kurulmuş durumda. Hiçbir zaman ya hastalanırsam diye düşünmüyoruz. Beyin, olumsuz düşünceler kişiye zarar verdiği için hemen onları yok sayarak yerini olumlu düşüncelerle doldurmaya çalışıyor. Bu nedenle, yaşlandığımız dönemleri düşündüğümüzde bile kendimizi yatalak, bakıma muhtaç bir şekilde hayal edemiyoruz. Tüm sağlık problemlerini hemen ötekileştirerek bizim başımıza gelmeyeceğini düşünüyoruz. Ancak hayat o kadar güzel ve anlayışlı değil maalesef. Sağlığımızı her an kaybedebiliriz. Zaten bir kere sağlığımızı kaybettiğimizde, aslında ne kadar değerli ve önemli olduğunun farkına varıyoruz ancak çoğu zaman çok geç kalıyoruz. Bu nedenle, her anımızı geleceğimiz için doğru adımlar atarak, sağlığımıza dikkat ederek geçirmemiz çok önemli.

Sağlıklı kalmamızdaki en önemli noktalardan biri yediğimiz yemekler. Beyin, kişinin yediği ve içtiği hiçbir şeyi unutmuyor. Aradan yıllar geçse bile yediğimiz bir şeyi tekrar yemek istememizin nedeni de bundan kaynaklanıyor. Bu yüzden, yediklerimize dikkat etmemiz çok önemli. Vücudumuza aldığımız her zararlı besin maddesi, ilerisi için bizlere birer tehdit oluşturuyor. Öncelikle sağlıklı olabilmek için düzenli beslenme alışkanlığı edinmemiz şart. Kahvaltıları kesinlikle atlamamamız gerekiyor. Aynı şekilde öğün atlamak da yanlış. Gün boyu hiçbir şey yemeyip akşam ne bulursak yeme mantığı, bedeni zorlayan ve yoran bir alışkanlık. Bu nedenle, öğünleri aşırıya kaçmadan yapmak gerekiyor. Öğün aralarında da sağlık için gerekli olan ve tok tutan besinlerden azar azar yemek, gün boyunca enerjinizin devamlılığınız sağlayacak bir etmen. Örneğin ceviz, çiğ badem, meyve gibi aşırıya kaçılmadan alınan atıştırmalıklar, sağlığınız için oldukça önemli.

Dışarıda yemekten mümkün olduğunca kaçınmalısınız. Sağlıklı yağlarla hafif olarak hazırlanmış ev yemeklerini tercih etmeniz gerekiyor. Aşırı yağlı ve ağır yemekler düzenli olarak kesinlikle tüketilmemeli. Tabi ki ara ara yapılacak kaçamaklar olmalı. Kendimize verdiğimiz bu molaların dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Fastfood yemekten ise mümkün olduğunca kaçınmalısınız. Yoğun iş temposunda en çabuk ve doyurucu olan bu yiyecekler aslında sağlığınızı tehdit eden en büyük düşmanlarınız. Hazır, dondurulmuş yiyecekler de aynı şekilde oldukça zararlılar. Yediklerinize gösterdiğiniz önem, sağlıklı bir hayatın kapılarını size açacaktır. Üstelik hafif yemekler sayesinde kendinizi daha dinç ve enerjik hissedeceksiniz. Fazla kilolarınızdan kurtulacak ya da fit görünümünüzü korumanıza yardımcı olacağından ise hiç şüpheniz olmasın.

Yemek Programlarından Vazgeçemiyoruz

Televizyon hayatımızda büyük bir yer kaplıyor. Boş vakitlerimizi televizyon karşısında geçiriyoruz. 7/24 yayın yapan kanallar sayesinde çok çeşitli programlar, diziler ve filmler sürekli ekranlarda. Devamlı yeni programlar başlıyor. Ancak pek çok program izleyici yetersizliği nedeniyle yayından kaldırılıyor. Bazı programlar ise o kadar çok kişi tarafından izleniyor ki, yıllarca devam ediyor.

Sürekliliği olan ve hemen hemen her kanalda yayınlanan programlardan biri de yemek programları. Bizler yemek programı izlemekten sıkılmıyoruz. Aslında içerik olarak hepsi aynı, yemek yapılıyor. Ancak konsept değişimleri ile, çok farklı programlara dönüştürülebiliyorlar. Türk kültürüne ait yemeklerin yanı sıra dünya mutfağını da içeren yemeklerin nasıl yapıldığını anlatan programlar da mevcut. Bu programlar, içerik olarak belirli bir stüdyoda, belirli bir dekor ile çekiliyorlar. Bu tarz programların yanı sıra, ev ev ya da şehir şehir gezerek çekilen televizyon programları da mevcut. Bu konsepte sahip programlar da oldukça ilgi görüyorlar. Ev ev gezilen programlarda, evine gidilecek olan kişi, programa başvuruda bulunuyor. Başvuranlar arasından yapılan seçim ile birlikte, programın hangi evde kiminle çekileceği belirleniyor. İzleyicinin programa dahil olduğu bu yemek programları, daha çok ilgi görüyor. Çünkü izleyiciler, kendisini programa daha ait hissediyorlar. Evde çekiliyor olması sayesinde izleyiciler bu programları daha samimi buluyorlar. Böylece yemek programları izleyici kaybı yaşamadan yayınlarına devam ediyorlar.

Bazı yemek programları ise, yemeğin nasıl yapılacağından ziyade, hangi yemek nasıl ve nerede yenmeli konusunu işliyorlar. Bu programlarda yemeklerin yapılışı daha üstün körü anlatılırken, önemli olan yemeğin nasıl olması, nasıl yenmesi ve nerede yenmesi gerektiği önem taşıyor. Bu konsepte sahip programlar da oldukça ilgi görüyorlar. Yıllarca aynı programlar hız kesmeden izleyicileriyle buluşmaya devam ediyorlar. Bu süreklilik de pek çok televizyon kanalı için ilham kaynağı haline geliyor ve aynı tarzda programları hayata geçirmeye çalışıyorlar. Yemek programları o kadar ilgi görüyor ki yarışma programlarına da konu oluyorlar. Yarışmacıların kendi evlerinde diğer yarışmacıları yemekte ağırlamalarından, en iyi aşçının kim olduğunu belirlemeye çalışan programlara kadar çok çeşitli yarışmalar yayınlanıyor. Yemek bizler için yaşam demek olduğu için, bu tarz programların da yok olmayacağını söylemek yanlış olmaz herhalde.

En Güçlü Sektör

Tüm canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için temelde basit ihtiyaçları vardır. Barınmak, korunmak ve yemek yemek. Bu ihtiyaçlarını sağladıktan sonra sosyal ihtiyaçları doğmaya başlar. Sosyal ihtiyaçlar değişkenlik gösterir. Her dönem farklı bir alışkanlık ve eğlence anlayışına sahiptirler. Ancak temel ihtiyaçlar asla değişmez. Her geçen gün moda olan yeni gelişmeler, pek çok firmanın açılmasına ve kapanmasına neden oluyor. Örneğin bundan yaklaşık 15 sene öncesine kadar müzik albümlerini satan iş yerleri güzel kazançlar elde edebiliyorlardı. Hatta 1980lerden 2000lere kadar bu sektör en popüler sektördü. Bu iş ile ilgilenenler çok güzel kazançlar elde ettiler. Zamanla bu iş erlerinde CDler satılmaya başladı. Filmler çoğaltıldı, kasetler yerini cdlere bıraktı. Ancak bu durum belirli bir süre devam edebildi. Bugün, bu tarz iş yerlerinden albüm ya da film alan çok az kişi kaldı. Bu nedenle de iş yerleri yavaş yavaş kapandı ve başka işlerle ilgilendiler.

Ancak yemek sektörü, temel ihtiyacımızı sağladığı için, hiçbir zaman yok olmayacak sektörlerin başında yer alıyor. Ticaretin başlamasıyla birlikte ortaya çıkan han tarzı yerlerden günümüze kadar gelişim göstererek devam ediyor. Üstelik kendini geliştirerek devam ediyor. Yok olacağını düşünmek ise oldukça zor. Yemek sektörü her geçen gün kendini yeniliyor. Artık öyle bir hal aldı ki sadece temel ihtiyacımızı karşılamakla kalmıyor, sosyal ihtiyacımızı da karşılıyor. Esnaf lokantalarından çok şık ve lüks restoranlara kadar pek çok seçenek var. Sadece kahvaltı yapabileceğiniz mekanların yanı sıra arkadaşlarınızla birlikte vakit geçirirken bir şeyler de atıştırabileceğiniz yerler bulmak çok kolay.

Yapılan araştırmalara göre, insanlar yemek yerken çok daha uzlaşmacı ve olaylara karşı daha ılımlı yaklaşıyor. Bu durum da iş yemeklerinin artmasına yol açtı. Artık iş toplantılarımızı, düzenlediğimiz iş yemeklerinde yapıyoruz. Böylece hem iş yapmak istediğimiz kişiye ne kadar cömert ve iyi bir firma olduğumuzu gösteriyoruz hem de işimizin gidişatını olumlu yönde etkiliyoruz. Yemek sektörü her zaman varlığını koruyacak ve hiçbir zaman yok olmayacak gibi görünüyor. Çünkü yemek yemek bizler için her ne kadar temel ihtiyaç olsa da artık bizler için çok daha farklı anlamlara da geliyor.

Dünya Mutfağını Evinize Getirin

Yemek yaşayan her canlı için hayat anlamına geliyor. Her kültürün kendine özgü yemekleri var. Damak tadımız o kadar gelişti ki, yemek artık bizler için ihtiyacın yanı sıra zevke dönüşmüş durumda. Her gün aynı şeyleri yemek zorunda olmak mutsuz olmamız için yetiyor. Sürekli farklı tatlar arıyoruz. Damak zevkimiz için yeni tarifler ile pek çok restoranlar hizmet veriyorlar. Artık başka bir kültüre ait bir yemeği yemek için o ülkeye ya da o şehre gitmemize gerek yok. Her an o tatlara ulaşmak mümkün.

Teknoloji sayesinde artık hemen hemen her yemeği, her tatlıyı evde de yapabiliyoruz. Küçük ev aletleri sayesinde uzun süren hazırlama süreçleri minimum seviyeye iniyor. Tariflere ulaşmak ise çocuk oyuncağı. Dünya mutfağını evinize taşımamanız için hiçbir neden kalmadı. İnterneti her alanda sıkça kullanıyoruz. Yemek yapmak için de başvurduğumuz araçlardan biri artık. İstediğimiz her yemeğin tarifi internette mevcut. Üstelik çoğu site sadece malzemeleri ve nasıl yapılacağını yazmakla kalmıyor, bunları fotoğraflarla da destekliyor. Hatta, yemeğin hazırlanma sürecini adım adım videoya alıp kısa videolar halinde siteye yüklüyorlar. Bu sayede yemek ne kadar zor olursa olsun, evde kolayca yapabiliyoruz.

Pek çok blogger ise kişisel sayfalarında takipçilerine her gün yeni tatlar sunuyorlar. Çoğu bloggerr, takipçi sayısını arttırmak için kendilerinin ürettiği yeni tarifleri yayınlıyorlar. Bu da bizler için istediğimiz tariflere ulaşmakta ve yeni lezzetleri keşfetmekte kolaylık sağlıyor. İnternetin yanı sıra, her kitapçıda çeşitli yemek ve tatlı tariflerinin anlatıldığı kitapları bulmak mümkün. Et yemeklerinden salata tariflerine, çeşitli dünya mutfaklarına kadar her tür yemek için özenle hazırlanmış bu kitaplar, ağırladığımız misafirlerimize sunacağımız yemekler konusunda bizlere ilham veriyorlar. Eğer yemek yapmayı seviyorsanız, bu kitaplardan edinmeli ve yeni tatların keyfini çıkarmanız sizi çok daha mutlu edecektir. Dünya mutfağını tatmak istiyorsunuz ancak hazırlayacak malzemeniz ya da ekipmanınız mı yok? Yoksa vaktiniz mi kısıtlı? Onu da dert etmenize gerek yok. 7/24 hizmetinizde olan ve evinize sipariş getiren restoranlar sayesinde istediğiniz yemeğe dakikalar içinde kavuşabilirsiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here