Ana sayfa Blog Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık

33
0

Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul\’da doğdu. Orta öğrenimini Ankara Gazi Lisesi\’nde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü\’ne girdi. Ancak üniversite eğitimini yarıda bırakıp çeşitli resmi görevlerde memur olarak çalıştı. Orhan Veli Kanık ilk şiirlerini 1936 yılında Varlık Dergisi\’nde yayımladı. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımını kurdu. Garip akımıyla Türk şiirindeki kalıp ve klişeleri yıkıp yeni bir düzen oluşturmak istediler. Basit ve sade halk dili ile sıradan insanların yaşamlarına değinmişlerdir. Şiirin insanın beş duyusuna değil, aklına hitap eden bir sanat olduğunu söylediler. Bu, yeni akımın en temel ilkesi idi. 1947 yılında \”Yaprak Dergisi\”ni çıkardı. Dergide 1947-1950 yılları arasında 28 sayı yayımlandı. 14 Kasım 1950\’de Orhan Veli\’nin ölümü üzerine \”Son Yaprak\” adını taşıyan son sayısını çıkardı ve yayımını durdurdu. 36 yıllık yaşamı boyunca birbirinden güzel ve etkileyici şiirlerinin yanında hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser verdi. Orhan Veli\’yi tanıyabilmenin en iyi yollarından biri hiç kuşkusuz şiirlerini okumaktır. Onu Orhan Veli yapan şiirlerden bazıları…

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

 

Bedava

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Dalgacı Mahmut

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda, 
Ne haltedeceğimi bilemem.Delikli Şiir

Cep delik, cepken delik,
Kol delik, mintan delik,
Yen delik, kaftan delik,
Kevgir misin be kardeşlik !
Gün Olur
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!… Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…
İstanbul\’u Dinliyorum

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul\’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul\’u dinliyorum.

Pazar Akşamları

Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim ?
Cımbızlı Şiir
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!
Dedikodu
Kim söylemiş beni
Süheyla\’ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni\’yi öptüğümü,
Yüksekkaldırım\’da, güpegündüz?
Melahat\’ı almışım da sonra
Alemdar\’a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galata\’ya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla\’yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?
Ben Orhan Veli
Ben Orhan Veli 
\”Yazık oldu Süleyman Efendiye\” 
Mısra-i meşhurunun mübdii.. 
Duydum ki merak ediyormuşsunuz, 
Hususi hayatımı, 
Anlatayım: 
Evvela adamım, yani 
Sirk hayvanı falan değilim. 
Burnum var, kulağım var, 
Pek biçimli olmamakla beraber. 
Bir evde otururum, 
Bir işte çalışırım. 
Ne başımda bulut gezdiririm, 
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. 
Ne İngiliz kralı kadar 
Mütevaziyim, 
Ne de Celâl Bayar\’ın 
Sabık ahır usağı gibi aristokrat. 
Ispanağı çok severim 
Puf böreğine hele 
Biterim 
Malda mülkte gözüm yoktur. 
Vallahi yoktur. 
Oktay Rıfat\’la Melih Cevdet\’tir 
En yakın arkadaşlarım. 
Bir de sevgilim vardır pek muteber; 
İsmini söyleyemem 
Edebiyat tarihçisi bulsun. 
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım, 
Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz 
Sadece üdeba arasındadır. 
Ne bileyim, 
Belki daha bin bir huyum vardır. 
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya? 
Onlar da bunlara benzer. 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here