Obezite, yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervinin ciddi risk oluşturacak şekilde artmasıyla açıklanabilir.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; genetik obezite üzerinde %25-40 oranında etkilidir. Kilolu insanların çocuklarında aşırı kilo artışı 2-3 kat daha fazla gözlemlenmektedir.
Toplumsal yaşamın içerisinde de ev hanımı veya çalışan kadınların hareket gereksinimleri teknolojinin gelişmesiyle birlikte azaldığı için enerji harcanamamakta ve yağ hücrelerinde depolanmaktadır. Bu da vücudun kendi kompozisyonunu bozmaktadır.
Özellikle kadınların bu duruma daha yatkın olmalarının sebebi erkeklerden farklı bir hormon düzenine sahip olmalarıdır. Kadınlarda, vücut yağı östrojenin etkisiyle beraber ergenliğin başlarında artmaktadır.
Erkeklerde yağ oranı vücut ağırlığının %15-18 iken, kadınlarda %20-25 arasında değişmelidir.
Kadınlarda yağ oranı %30ların üzerine çıktığı zaman yani yağlı vücut ağırlığı, yağsız vücut ağırlığına karşı koruması gerektiği miktarı aştığı zaman obezite ihtimali baş gösteriyor demektir. Günümüzde bu durum gelişmiş ülkelerde daha çok gözlemlenmektedir.
2008 yılında Dünya üzerinde 1,4 milyar fazla kilolu, 400 milyonda obez insan varken, bugün bu rakamlar fazla kilolularda 2,3 milyara, obezlerde ise 700 milyona ulaşmıştır. 2005-2006 yıllarındaysa
Dünya genelinde obezite erkeklerde %33 oranındayken, kadınlarda %35lerdeydi. Özellikle kadınların karşı karşıya oldukları bu sorun (ki bu ihtimalin kadınlarda fazla olmasının en temel sebebi hormonlardır) çözülemez değildir.









