Kelime Yunanca ” mythos ve “ legein “den oluşur; ” Mythos “, kelime,konuşma,haber veya anlatı, daha ziyade dramın temelinde yatan anlatı ve buna göre efsane, kutsal tarihi anlamına gelir; ” legein ” ise konuşmak veya söylemek anlamına gelir. Her iki kelimenin birleşmesi, ” mythologia ” Yunanca’da ” Efsane Tarihi ” demektir. Günümüz dil kullanımında, bu kelime genellikle bir kültürel topluluğun tarihi açıdan anlaşılmamış ön döneminin tanrı ve kahramanlık hikayelerinin bütünlüğünü tanımlar.
Tüm değişikliklerine rağmen bütün kültürel toplumların mitoloji bazı temel benzerlikler vardır; bunların arasında her şeyden önce, fi tarihindeki başlangıcından itibaren tüm zamanlar için aynı olmasa da benzer bir şekilde tekrar eden, döngüsel bir devir süreci görüşü yer tutmaktadır ( Tarih Felsefesi ). Böyle bir döngünün bitişi felaket mitolojilerinde tanımlar: İşaretleri tanıyan ya da bir tanrı tarafından uyarılan birkaç kişi dışında tanrılar, insanlık ve dünya, ateş ya da su ile yok olur. Sonsuz devir döngüsü Yahudi,Hıristiyan,İslam dinlerince kabul edilmez. Bu dinlerde sadece bir ilk başlangıç ve insanlığın bir kısmını topyekün kurtaracak ve diğerlerini topyekün lanetleyecek bir nihai felaket vardır.
Bundan sonra bir şey değişmez, çünkü zaman da sona ermektedir. Döngü modeli Budizm’in adete kurucusudur.
Tüm yaşamların yeniden doğuş çarkı bütün sonsuzlukta dönmektedir. Kurtuluş, nihai kıyamet günü ile bağlantılı olara kolektif değil, bilakis sadece bireysel gerçekleşir. Sadece çilecilik ve doğru yaşantı ile birey kendisini döngüden kurtarabilir. Döngü tasavvurları ile ilgili düşünce izleri İncil’de, RAB tufandan sonra haber verdiğinde bulunur. (1. Musa 8,22 )
Dünya var olduğu sürece tohum ekilmesi ve hasat, don ve sıcak, yaz ve kış, gündüz ve gece var olan veya havari Pauls’un Hz’İsa’nın dönüşünden sonra meydana gelicek ” yeni gökyüzü ” ve ” yeni dünya “dan bahsettiğinde.
Mitolojilerin paylaştığı ikinci bir ortak nokta, ilk başlangıçtaki kadın hiyerarşisi düşüncesidir, ki bu gerçek yaratmanın materyalini evvela doğurur ya da bizzat kendisi yaratmanın materyalidir. Onun, kimi kez ara jenerasyonlarda eski dünya devlerinden doğurduğu yaratıcı tanrı, eski dişil dünya ejderhasını, yani ata anasını yener ve buradan gökyüzü ve dünyayı şekillendirir.
İlk başlangıçtaki dişil prensibin kökleri düşüncesi, büyük ihtimalle tarihöncesinin hemen bütün oraklarının, temsilcisinin ağzından kehanette bulunan ve adalet dağıtan bir tanrıçaya ait olması sayesinde güçlenmiştir.