X
    Kategoriler: BİLİM

İslam’ın Dengeli Yapısı

Tasavvuf İslam’ın dengeli ve vasat yapısından zühd şeklinde evril-meyle ortaya çıkan hareketlerle kök bulabilmiştir. Bilindiği gibi, insanın yapısında maddecilik ve maneviyatçılık yönüne doğru sapma eğilimi bulunmaktadır. Bunun açık örneğide yahudi ve hristiyanlarda madde ve mana yönüne doğru meydana gelen sapmadır.Her iki dinin mensuplarının yaşadıkları hayat ve taşıdıkları din anlayışı bunun açık bir ifadesidir. Namazın her rekatında tekrarladığımız ” Gazaba uğrayanlar ve sapanlar ” ayeti bu sapmaya dikkatimizi çekmektedir.Tasavvuf en genelde, kendine özgü ibadet biçimleriyle dünya kirlerinden arınma ve yaratıcının bilgisiyle veya yaratıcının varlığıyla bütünleşme çabalarının adıdır ve İslam dünyasında zühd hayatı şeklinde belirginleşip, kurumlaşmaya başlayan tasavvuf, mana yönüne doğru gelmiş bir sapmadır. Bunu görebilmemiz için önce İslam’ın dengeli ve vasat yapısı üzerinde durmamız gerekir, islam, insanın yapısında doğuştan var olan bu iki eğilimin arasında dengeyi sağladığı gibi, hayatın bütün alanlarındada dengeyi sağlamıştır. Bu dengenin bir tarafın lehine bozulmasını kesinlikle kabul etmemiştir. Bu denge sahibi müslümanlarında yeryüzünde vasat, yani her yönü ile dengeli ve dosdoğru olan sırat-ı müstakim üzere bir ümmet olduğunu belirtmiştir. Doğru yol üzerinde her zaman bulunmak ve dengeyi kaybetmemek için daima Yüce Allah’a dua etmemizi ve ondan yardım dilememizi emretmiştir. İslam, ümmetin maddi ve manevi hayatında dengeyi sağlamış ve bu dengenin sürekli olmasını istemiştir. Yüce Allah buyuruyor. “Böylece sizi insanlara şahit ve örnek olmanız için tam ortada bulunan (vasat) bir ümmet kıldık.

İslam’ın sağladığı dengeye sahip olan müslümanlar bütün insanlar hakkında şahitlik yapacak vasat bir ümmettir. İnsanlar arasında adeleti ve hakkı gerçekleştirir, onlar için ölçü ve değeri belirler. Herkesi kurtuluşa ve sırat-ı müstakime götürecek hak görüşü ortaya koyar ve örnek olurlar. İnsanların ölçü ve değerlerini, gelenek ve davranışlarım, anlayış ve düşüncelerini bu hak Ölçüsüyle değerlendirir ve yönlendirirler.Bunlardan hak ve doğru olan ile yanlış ve batıl olanları birbirinden ayırırlar.

Vasat olan ümmet; Ölçü ve değerlerini, anlayış ve düşüncesini başka milletlerden ve ideolojilerinden alan ve taklit eden bir ümmet değildir. Onun için tek yol sırat-ı müstakim olan Kur’an ve en güzel örnek olan Rasullullah’ür. Bütün dünya milletleri arasında doğru yolda yürüyen ve sadece Kur’an ve onu pratiğe aktarımı olan sünneti Ölçü kabul eden vasat ve dengeli bir ümmettir.

Ashab ve onların yollarında giden müslümanlar, dünya milletlerinin teveccüh ettiği ve örnek aldığı insanlar olmuşlardır.Bizans’ta dikta ve baskı rejimi altında yaşayan insanlar, İranda tahakküm ve vahşet yönetimi altında inleyenler, Arap yarımadasında cahiliyyetin barbarlıkları içinde cehennem hayatı yaşayanlar, kurtuluşu bu Örnek yolu izlemede bulmuş: hak, adalet, eşitlik, kardeşlik ve insanca yaşamayı bunlardan öğrenmiştir. Böylece insanlık İslam’ın sırat-ı müstakim yoluna şahit olup hidayate ererken, müslümanlar da bu insanlığın herşeyine şahit olmuştur.

Rabbimiz, insandaki maddi ve manevi eğilimleri dengede tutmak için kesin ölçüler ve hükümler koymuştur. Herşeyden önce heva ve hevesle hareket edilmemesini istemiştir.Kur’an’ın hükümleri ve Rasulullah’ın örnek uygulaması dururken, insanların heva ve hevesleriyle hareket etmesi şiddetle yasaklanmış ve hevesleriyle hareket edenler, ” Hevesi kendisine i-lah edineni gördünmü? ” diye kınanarak bu sapmaya dikkat çekilmiştir.

Hz. Peygamberin uygulamasında da bunu açıkça görüyoruz. Onun ibadetleri karşısında kendi ibadetlerini azımsıyarak sürekli namaz kılmayı, oruç tutmayı ve evlenmemeyi kararlaştıran üç kişinin bu durumu Hisine ulaşınca Rasullullah onlara bu işi yasakladığını ve sünnetinde söylemiştir. Yine oruç kendsiyle ilişkilerinin kesileceğini söylemiştir. Yine oruç sapan an durmayı adamış birini gördüğünde durumunu yadırgamış ve “bırakmasını emretmiştir. Ayrıca bu dinle kim, senin için yarışacak olursa mutlaka yenik düşeceğini bildirerek” insanların belirlenen ibadet şekil ve miktarlarıyla bağımlı kalmalarını istemiştir.

Yine birilerinin kendisini aşırı şekilde övmesini yadırgayarak ” Beni hristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdüğü gibi övmeyin” buyurmuş ve insanları aşırılıktan sakındır mıştır.” Allah, kişiye gücünün üstünde bir teklifte bulunmaz. Gücünüz yettiği kadar “Allah’tan korkun” gibi ayetlerde insanın idital çizgisi içinde kalması ve aşırıcılıktan kaçınılması gerektiğinide ifade etmektedir. Kur’an ve sahih Sünnet’te bunu ifade eden uygulamalar o kadar çoktur ki, burada kaynaklarını göstermeye bile gerek bırakmamaktadır.

Stil Vagonu: